A. ETKİLİ
İLETİŞİM
Anne-baba ve bebek arasındaki iletişim, bebek henüz anne
karnındayken başlar ve yaşam boyu devam eder. Bebek doğduğunda konuşamamasına
rağmen annesiyle iletişim kurmak için çabalar. Bebeğin annesiyle iletişim
kurmak için gösterdiği ilk girişimlere; göz kontağı kurmaya çalışması,
bakışlarını takip etmesi, anlamsız sesler çıkarması ve gülümsemesi örnek olarak
verilebilir.
Çocuk, iletişimi anne ve babasından öğrenir. Anne ve
babasının davranış modelini benimser. İletişim, her ailede farklılıklar
gösterir. Sağlıklı iletişim, çocuğun ruh sağlığı için çok önemlidir.
Ebeveynler, çocuklarına da konuşma ve kendini ifade etme şansı sağlayarak, önce
kendini “birey” olarak algılamasına ve özgüvenini kazanmasına olanak
tanımalıdır.
Etkili iletişim için:
1. İletişim
kurulan kişiyi olduğu gibi kabul etme
2. Etkin
dinleme
3. Empati
(Diğer kişinin duygularını ve bakış açısını anlamak)
4. Ben dili
kullanımı gerekir.
1. Kabul
Etme
İletişimde temel ilke, kabul etmedir. Başkalarını olduğu
gibi kabul etmek, bir şey anlatırken akıl vermeden, yargılamadan, eleştirmeden
dikkatlice dinlemek ve dinlenildiğini dönüt vererek belli etmek iletişimde çok
önemlidir. Kabul dili kullandığında bireyin kendi problemini ve bu problem
karşısında hissettiği duyguları açıkça dile getirmesi ve problemle yüzleşerek
onun üstesinden gelmesi sağlanır. Bazı ebeveynler durumu tam olarak
değerlendirmeden çocuklarına “Hayır” derler: “Hayır, yemek yemeden oyun
oynayamazsın!” gibi. Kabul dili kullanıldığında çocuk, etkili iletişimin önemli
bir parçasını oluşturan yapıcı konuşmayı öğrenir. Böyle bir iletişim, çocuğa
kendini iyi hissettirir, duygularını ifade etmesini sağlar, benlik saygısını
güçlendirir.
2. Etkin
Dinleme
Etkin dinleme çocukla kurulacak iletişim tekniklerinden en
etkili olanıdır. Bu dinleme tekniğini kullanan anne-baba, öğretmen ve diğer
yetişkinler iletişim engeline takılmadan ilişkilerinin devamını daha rahat
sağlayabilirler. Bu tür dinlemede, konuşan kimse gerçekten dinlenildiğini ve
anlaşıldığını hisseder; sonuçta iç dünyasını özgürce ifade eder. İç dünyasını
serbestçe ifade edebilen kimse sorunlarını, güçlü ve zayıf yönlerini daha
kolaylıkla tanır ve doğal olarak, bu sorunlara daha gerçekçi çözümler getirmeye
başlar. Etkin dinleme tekniği sadece çocukla iletişimde değil, tüm iletişim
ortamlarında kullanılabilecek etkili bir tekniktir. Etkin dinleme için, ebeveynler çocuğun
söylediklerini duymak istemeli ve bunun için zaman ayırmalıdır. Çocuğun
duyguları, ebeveynden çok farklı olsa da sabırla dinlemeli ve yargılamamalıdır.
Etkin dinleme için bazı koşullar vardır:
• Konuşulan
kişiye tüm dikkatini vermek.
• Beden
dili ile dinlediğini göstermek. Örneğin; dinlenilen kişi ile göz teması
kurarak, ona doğru eğilerek, beden dili ile onayladığını belirtmek.
• Konuşan
kişinin sözünü kesmemek.
• Konuşanın
düşüncelerini ve duygularını daha iyi ifade edebilmesi için açık uçlu sorular
sormak (Örneğin,“Bu konuya katılıyor musun? Demek yerine “Bu konuda ne
düşünüyorsun?” demek gibi).
• Konuşan
kişiye doğru geri bildirim vermek; Örneğin, konuşan kişinin sıkıntısını
anlattıktan sonra “Yani bu durumun senin
için çok zor olduğunu söylüyorsun” ya da ifade edilen duyguyu tanımlamak: “Yani kendini haksızlığa uğramış
hissediyorsun?” demek gibi.
3. Empati
İletişimde bir diğer önemli nokta empati kurabilmektir.
Empati, bireyin kendini karşısındakinin yerine koyabilmesidir. Empatinin ilk belirtileri bebeklik dönemine
kadar uzanmakla birlikte zaman içinde gelişmektedir.
4. Ben
İletileri
Ben dili, bireyin karşılaştığı davranış ve durum karşısında
kendi duygu ve düşüncelerini açıklayan ifade şeklidir. İletişimde sorunlar,
"Ben"li cümlelerle anlatıldığında diğer birey incitilmeden mesajlar
verilmiş olur. "Sen" dili suçlama içerdiği için karşıdaki kişiyi
savunmaya yöneltir ve sorun büyür. Ebeveynler, onaylanmayan davranışlar
karşısında çocuğa zaman zaman, öznesi "Sen" olan; "Yapma",
"Böyle yaparsan", "Neden yaptın?", " Bıktım
senden", "Başımın belasısın", "Ne laf anlamaz çocuksun"
gibi iletiler gönderirler. Ebeveyn-çocuk ilişkisinde problem her zaman çocuktan
kaynaklanmaz. Ana-baba da yorgun, üzgün, uykusuz, sıkıntılı, kızgın, endişeli
olabilir. "Yorgunum", "Dinlenmek istiyorum" gibi açık bir
anlatımla gerçek duygunun ortaya konması "ben-iletisi"dir. Baba,
gürültü yapan çocuklara “Kaybolun gözümün önünden” demek yerine, “İş yerinde bugün çok yoruldum, gürültü
yaptığınız zaman kendimi çok kötü hissediyorum”
derse ben-iletisini kullanmış olur. Sen-iletisi, çocuğu inatlaşmaya ve
isyana yöneltirken, ben-iletisi karşısındakini anlamasına yardımcı olur. Ben
iletisinde karşımızdakinin davranışının bizim üzerimizdeki etkisi
tanımlanır.
ONAYLANMAYAN DAVRANIŞI AÇIKLAMA
DAVRANIŞ
DAVRANIŞIN
NEYE YOL AÇTIĞI ETKİ
BU
DAVRANIŞIN YARATTIĞI DUYGU
Dışarıda elimi bırakıp koşmaya başladığında Aniden bir araba çıkıp sana zarar gelecek
diye Korkuyorum.
Yemeğini bitirmediğin zaman Sağlığın
bozulacak diye Üzülüyorum
B. ÇOCUKLA
İLETİŞİMDE KARŞILAŞILAN ENGELLER:
1. Emir
Vermek Yönlendirmek: “Yemeğini ye, koşma, uyu” gibi nedeni açıklanmayan
emirler, iletişimi keser.
2. Uyarmak,
Gözdağı Vermek: “Eğer ağlamaya devam edersen ben sana gösteririm!” şeklinde bir
gözdağı çocuğun karşısındakine öfkesine neden olur. Bu durumda çocuk iletişim
kurmak istemez
3. Yargılamak,
Eleştirmek, Suçlamak, Kıyaslamak: “Ablan gibi başarılı değilsin”, “Muhtemelen
yine gizlice abur cubur yedin” gibi. Bu tür durumlar karşısında çocuk kendisini
yetersiz, değersiz ve işe yaramaz hissetmeye başlar.
4. Ad
Takmak, Alay Etmek, Utandırmak: “Yine tuvaletini bezine yaptın değil mi? ”,
“Sen bebek olmuşsun!” gibi sözler
çocuğun benlik değerinin zedelenmesine yol açar ve iletişimin kesilmesine neden
olur.
5. Sorgulamak:
Hiçbir açıklama yapmadan çocuğun devamlı soru bombardımanına uğraması,
iletişimin kesilmesine, bir süre sonra içine kapanık ya da yalan söylemeye
yatkın hale gelmesine neden olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder